? CANSIZ EMPATİ — OYUN TALİMATLARI ?️ Kontroller Cansız Empati, yalnızca ok tuşlarıyla oynanmak üzere tasarlanmıştır. ⬆️ Yukarı Ok: Yukarı hareket ⬇️ Aşağı Ok: Aşağı hareket ⬅️ Sol Ok: Sola hareket ➡️ Sağ Ok: Sağa hareket ⚠️ WASD TUŞLARI KULLANILAMAZ. Oyunun hareket sistemi özellikle ok tuşlarına göre hazırlanmıştır. --- ? Kayma Mekaniği Oyunda hareket ederken önemli bir mekanik bulunuyor: Kayma. Bir yöne hareket etmek için bir ok tuşuna bastığında, parmağını tuştan çektiğin anda karakter hemen durmaz. Örneğin: ⬆️ Yukarı ok tuşuna bas → Parmağını çek → Karakter bir süre daha yukarı doğru kaymaya devam eder. Bu nedenle hareketlerini önceden düşünmen gerekiyor. Ani şekilde yön değiştirmek yerine, karakterin ne kadar süre kayacağını hesaba kat. Kayma mekaniğine alışmak, oyunda başarılı bir şekilde ilerlemenin en önemli noktalarından biridir. --- ? Hikâyeyi Okumayı Unutma! Oyun sırasında karşına çeşitli yazılar ve resimler çıkabilir. Bunlar yalnızca süs değildir. Yazılar ve resimler oyunun hikâyesini anlatır. Karşına böyle bir bölüm geldiğinde ekrana basarak hikâyeyi okumaya devam et. Bazı olayları anlamak ve oyunun sonunda yaşananları çözebilmek için bu bölümlere dikkat etmen gerekiyor. --- ? Oyunun Amacı Burada küçük bir sorun var... Bu oyunda kazanmak imkânsız. Oyunun sistemi sürekli tekrar edecek şekilde tasarlanmıştır. Bu nedenle klasik anlamda bir “kazanma” ekranına ulaşamazsın. Amaç yalnızca oyunu bitirmek değil; hikâyeyi görmek, olayların nasıl geliştiğini anlamak ve Süt ile Un'un yaşadığı garip maceranın sonuna ulaşmak. Ne kadar ilerlersen ilerle, oyunun tekrar eden yapısıyla karşılaşacaksın. --- ? Son Tavsiye Hareket ederken acele etme. Kaymayı hesaba kat. Ok tuşlarını dikkatli kullan. Karşına çıkan yazıları ve resimleri oku. Ve en önemlisi... Hikâyenin tamamını görmeden oyunun ne hakkında olduğunu düşünerek karar verme. Çünkü Cansız Empati'de gördüğün her şey, göründüğü gibi olmayabilir.
? CANSIZ EMPATİ — HİKÂYE Her şey sıradan bir çiftlikte başlıyor. Sen, bu çiftlikte dünyaya gelen sıradan bir sütsün. Çiftlik senin için yalnızca bir üretim yeri değil, aynı zamanda yıllarca yaşadığın evin haline geliyor. Burada zaman geçiyor, hayat devam ediyor ve sen kendine bir arkadaş ediniyorsun. Buğdaydan una dönüşen arkadaşın, senin en yakın dostun oluyor. İkiniz de çiftliğin içinde birlikte büyüyor, birlikte bekliyor ve geleceğinizin nasıl olacağını merak ediyorsunuz. Bir gün çiftçi size bir söz veriyor: Sizi yalnızca bir amaç için kullanacağını söylüyor: İnsanlara, özellikle de yoksullara yardım etmek. Süt ve Un, bu sözün gerçek olduğuna inanıyor. Fakat yıllar geçtikçe her şey değişiyor. Bir gün Pim adında büyük bir şirket çiftçiye yüksek miktarda para teklif ediyor. Bunun karşılığında çiftliğin ürünlerini ve malzemelerini satın alıyor. Çiftçi, verdiği sözü unutuyor ve Süt ile Un'un hayatı artık tamamen farklı bir yöne sürükleniyor. Yıllar boyunca ikisi de marketteki raflarda yaşamaya devam ediyor. Süt, soğuk ve sessiz bir buzdolabında bekliyor. Un ise kendisine ait rafta, sakin bir şekilde duruyor. Ta ki bir gün... Bir aile markete geliyor. Aile, alışveriş yaparken Süt ve Un'u aynı anda alıyor ve onları bir market poşetine koyuyor. Ardından hızla büyük ve gösterişli bir malikaneye gidiyorlar. Süt, malikanedeki buzdolabında birkaç saat bekledikten sonra Un ile ve başka malzemelerle birlikte karıştırılıyor. Artık Süt ve Un yok. Onların yerinde büyük bir pasta var. Başta her şey güzel görünüyor. Fakat mutlulukları uzun sürmüyor. Tatlı ve tontiş bir çocuk pastanın yanına geliyor. Süt ve Un, çocuğun kendileriyle konuşacağını düşünüyor. Ama yanılıyorlar. Çocuk onları yemek istiyor! Böylece Süt ve Un için büyük kaçış başlıyor. Çatallar, tabaklar ve diğer engeller arasında hayatta kalmaya çalışırken, bir yandan da bu garip dünyanın ne olduğunu anlamaya çalışıyorsun. Fakat hikâyenin sonunda büyük gerçek ortaya çıkıyor: Bütün bunlar aslında hiç yaşanmadı. Meğer Süt, Un, pasta, malikâne ve yaşanan bütün olaylar bir çocuğun oynadığı oyunun parçalarıymış. Çocuk, annesinden aldığı süt ve unu kullanarak kendi hayal dünyasını kurmuş ve onlarla bir oyun oynamış. Tam o sırada annesi çocuğu çağırıyor. Çocuğun etrafındaki eşyalar alınıyor ve oyun sona eriyor. Süt ve Un'un macerası da böylece bitiyor. Peki gerçekten bitti mi? Yoksa bütün bu hikâyenin içinde başka bir anlam mı var? Cansız Empati'ye hoş geldin. Bazen bir eşyanın, bir yiyeceğin veya sıradan gördüğümüz bir nesnenin dünyasına bakmak, düşündüğümüzden çok daha farklı olabilir.